http://www.kapadokyayazilim.com

TEK TÜRKİYE

Tüm Türkiye, Tek Türkiye setinde...

 

Konya’da Hz. Mevlana’dan sonra yeni bir turizm oluştu. Tüm Türkiye Konya’nın Sille Köyündeki Tek Türkiye setine akın akın geliyor. Çekim arası herkes bir sanatçıyı yakalayıp, fotoğraf çekme telaşında. Bundan çekim ekibi zorlansa da çok şikayetçi değil. 

röportaj Güler Ölçüm fotoğraf Cengiz Akyıldız

 

Samanyolu TV`nin perşembe akşamları yayınlanan sevilen dizisi Tek Türkiye, Konya’nın Sille köyünü de adeta turizmin gözde mekanı haline getirmiş. Türkiye’nin değişik bölgelerinden otobüs ve özel araçlarla dizi çekimlerini izlemeye gelenler, Sille’nin tarihi dokusu ve doğal film platosu görüntüsündeki coğrafi yapısına hayran kalıyor. Mevlânâ Türbesi’nden sonra ikinci ziyaret yeri olduğu söylenilen sete “UFUK” ekibi olarak konuk olduk... Biz, sete ulaştığımızda, çekimler süratli bir şekilde devam ediyordu. Çatışma sahneleri çekiliyor. Silahlar patlıyor bir görevli attığı maytaplarla mermilerin kayalardan sekişini canlandırıyor. Meraklı kalabalık savaş sahnelerini yakından izlemek için oyuncularla beraber manevra yapıyor. Set görevlisi, biriken kalabalığı bir çok kez uyarmak zorunda kalıyor --Arkadaşlar lütfen şu tepenin arkasına geçelim. Yönetmen Naci Berksoy ve oyuncular bu yoğun ilgiden çok şikayetçi değiller. Berksoy’a, bu aşırı ilgi sizi zorlamıyor mu diye sorduğumuzda “oyuncularla fotoğraf çektirmek, konuşmak istiyorlar. Bizi zorluyor tabi ama bunlar olacak” diye cevaplıyor. Oldukça zor koşullar altında yapılan film çekim sahnelerinde belki de en çok zorlanılan; hava koşulları olsa gerek. Çünkü şunu rahatlıkla söyleye biliriz ki; Konya merkez ile filmin çekildiği yer arasındaki hava sıcaklık farkı 7 ile 8 derece kadar. Doktor Tarık’a; “buranın soğuk havası mı yoksa sıcak havası mı çekimlerde sizi etkiliyor?” diye sorduğumuzda da; “sıcakta yakıyor ama soğuk daha zor, tabii çok sıcaklarda da çekim elbette zor.” Cumartesi, pazar günleri de çekimleriniz devam ediyor herhalde… Tabii çalışıyoruz… Biz öyle memurlar gibi değiliz. Tiyatro da memuruz demiştiniz bir ara, Devlet Tiyatrosu oyuncusu olarak! Tiyatroda da öyle bildiğiniz memur gibi değiliz. Yani sabah 08.30 akşam 17.30 gibi… Peki tiyatroya hangi zamanlarda vakit ayırıyorsunuz? Akşamları. Yoğun bir tempo ama çalışmayı seviyorum. “Bu büyük başarı nasıl oluyor” diye sorduğumuz da doktor Tarık; “proje çok iyi, herkes çok iyi oyuncu ve bir de senaryoyu da çok iyi yazıyorlar, ondandır başarı” cevabını alıyoruz.. Ozan Çobanoğlu’na, setteyken unutamadığı bir olayı anlatmasını rica ettiğimiz de, başlarından geçen bir olayı bizimle paylaştı: “Bir ara otogarda bir kız gördük. 4 saat yürüyerek Sille’ye gelmişti, bizleri izlemek için. Cebinde parası yok. Donmak üzereydi, ona yemek verdik. Bu olayı hiç unutamıyorum.” Neden Konya… diye sorduğumuz doktor Tarık; “Konya’nın şartları, coğrafyası senaryoya çok uygun. Konya’nın halkı da çok sıcak ayrıca. Rahat çekim imkânı bulduk burada. Sanıyorum Genel Müdür Yardımcımız Rıdvan Bey’de daha önce Konya’da yaşamış. Prodüksiyon ekibine Konya’yı teklif etmiş, buraya gelinip inceleme yapıldıktan sonra Konya’ya karar verildi.” Peki, Doğu’da çok izlenmesini neye bağlıyorsunuz? “Dizide geçen pek çok öykü gerçeğe dayanıyor. Bu nedenle çok izlenen, çok sevilen bir dizi. Gerçi bazı kesimler seyredilmesini hiç istemiyor ama… dizi yine de çok ilgi görüyor. Hem sonra, normal bir şey yapıyorsunuz, bir şeylerin altını çiziyorsunuz ve bir çok bilgi gerçeklere, gerçek hikayelere dayanıyor. Hoşa gidilmeyen tarafları olabilir, öyle de olmalı zaten.” Bölge halkı da, dizi ekibine oldukça yakın ilgi gösteriyor. Dizi oyuncuları bu ilgiden oldukça memnun olduklarını söylüyorlar. Hatta biz sete varmadan az önce, dizi ekibine tepsiyle baklava ikramında bulunmuşlar. Sizi tanıyabilir miyiz… Ben Selma doktor’u oynuyorum. Yeni geldim diziye. 7-8 bölüm oldu. O yüzden çok deneyimli değilim bu sette. Çok güzel gidiyor. İstanbul’da özel bir tiyatrodaydım. Oynadığım oyun bitti ve buradan teklif gelince kabul ettim ve şimdi buradayım. Hikâye beni çok etkiledi bu dizide. Çünkü gerçekleri yansıtıyor. Peki ortamdan memnun musunuz… Her şey çok güzel. Ekibimiz güzel, Konya güzel. İnsanlar çok iyi. Çok sevilen bir dizi bu. Ben şanslıyım böyle oturmuş bir diziye sonradan girdiğim için. Bir bayan olarak bu zor koşullar da çalışmak sizin için de zor olmuyor mu… Çok zor olsada... çok seviyorum. Dağlarda gerçekleştiriyoruz çekimlerimizi. Hava çok soğuk. Fakat önlemimizi alıyoruz tabi. 5-6 kat kalın kalın giyiniyoruz, ondan biraz kilolu gözüküyoruz. Zor olduğu kadar keyifli anlar da var elbette. Aileniz burada mı… Ailem İstanbul’da. İstanbulluyum. Haftanın 3–4 günü buradayım. 3-4 günü İstanbul’dayım. Tek Türkiye dizi oyuncuları oldukça cana yakın ve sıcak kanlı insanlar. Bir iki konuşmaya başlayınca, sanki yıllardır tanışıyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Bunlardan birisi de dizideki adıyla çoban Abdo. Mesleği tiyatrocu olup aynı zamanda Konya Devlet Tiyatrosunda idarecilik yapıyor ve bir yandan da Selçuk Üniversitesinde eğitimine devam ediyor. Genç oyuncu, Konya’da ikamet ettiği için, çok şanslı olduğunu, bu dizide oynadığı için de, ayrıca çok mutlu olduğunu söylüyor: “bu dizi bize bir piyango oldu diyebilirim. Burada ikamet ettiğim için, hatta bazen sanki çekimleri evimin önünde yapıyorum duygusuna da kapıldığım oluyor. Zorluk yok, gidip gelme yok. Dizinin hitap ettiği kesim, konusu çok iyi. Bunlar çok önemli ama hassas ve çok ince bir çizgi. Yanlış anlaşıldığı takdirde farklı mecralara kayabilir. Biz de elimizden geldiği kadar dikkat etmeye çalışıyoruz. Dizinin noktası güzel, ulaştığı kitle güzel. Oradaki insanların gerçekten yaşadığı zorluklar bunlar. Öğretmenlerimizin yaşadığı zorluklar bunlar. Bunların hepsi orada yaşanıyor. Biz turnelere gittiğimiz zaman bunlara şahit oluyoruz. Biz bunları beyaz perdeden, elimizden geldiği kadar aktarmaya çalışıyoruz. Güzel anlaşılıyorsak ne mutlu bize. Soğuk ve sıcak hava sanki şartları biraz zorluyor gibi… Üşüdük mü arabalara giriyoruz. Sıcak makyaj odamız yok, ama olsun. Çekimleri henüz bitmiş sahneye çekimlerinin yapıldığı yere doğru yürümeye başlıyoruz. Çekimi biten, ısınmak için, koşturarak araçlara koşuyorlar. Birisini daha yakalıyoruz: Bu soğuk hava da bir de sizi tanıyalım… çok üşümüşsünüz belli. Evet üşüdük ama olsun. Ben Murat. Aslında diziye en başta imam olarak geldim. Sonra korucu olarak devam ediyorum. Yani ben bu diziyi daha önce ancak duyumlarla takip edebiliyordum ama sonra birden bire buraya katılma fikri gelince hem mutlu oldum hem de İstanbul’da yaşayan birisi olarak, oradaki oyuncu arkadaşlarımın da bu malum kriz döneminden etkilendiğini de düşünürsek, birçok oyuncu için çok iyi bir kazanç ortamı aslında. Burada anlatılanlar aslında bizim kendi hikâyemiz biraz. Bu kadar çok izlenmesinin nedeni de o aslında. Yani bizden bir şeyler olduğu için. Bu dizinin enteresan bir yönü de; Star oyuncu barındırmaması. Birçok yapım şirketi, çektiği diziler için çok büyük meblağlarla oyuncu transfer ediyor. Ama bu dizi Devlet tiyatrosu oyuncularından ve konservatuar oyuncularından ibaret. Dizinin başka oyuncularından birisi de terörist Ayten rolündeki Gamze Karababa. Sanatçı, Selçuk Üniversitesi Konservatuarı mezunu. Gamze Karababa; “Dizi de her şeyin çok iyi yürüdüğünü adeta bir aile gibi olduklarını ve belki de başarılarının bundan kaynaklandığını” söylüyor. Dizi de Botan Komutan rolündeki oyuncu Kadim Yaşar dizideki rolünün tam tersine canayakın ve sakin bir karekteri var. “Ben Botan karakterini oynuyorum, kötü roldeki. Böyle gördüğünüz kişiler, biz kötü ekibiz. Dizi nasıl gidiyor? Takdir izleyicilerin, sizlerin. Biz burada elimizden geleni yapıyoruz. Vermek istediğimiz şeyler ne kadar geçiyor ne kadar geçmiyor, bilmiyorum ama herkes memnunsa hoş tabi ki. Türk halkına mesajınız nedir? Estağfurullah, mesaj vermek ne haddimize. Ben Türk halkına mesaj verecek kadar şey değilim. İyiler kazansın diyorum. Dünyayı mahvetmek yerine yaşamayı tercih edersek çok daha güzel olur diye düşünüyorum. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği sanatçılardan Şivan dizi hakkında oldukça iddialı konuşuyor: “Bu ülkede bir anket yapsınlar, bakın göreceksiniz ki, biz birinci sıradayız.” Şivan Medyadan yana biraz dertli. “Bakın inanın, ben her yere röportaj vermemeye çalışıyorum. Neden? Başbakanımız geçenlerde bir şey söylüyordu: yandaş medya, kartel medya. Çok katılıyorum bu söze. Devlete teşekkür etmek de bu ülkede yasak oldu. Devlete teşekkür ediyoruz, başka bir mana çıkartıyorlar. Ben şunu söylüyorum sadece: Bu ülkede sinemacı olduysam, oyuncu olduysam, devlet beni okuttuysa, ben görevimi yapıyorum. Herkesin, devletine karşı bir yükümlülüğü vardır. Herkesin, devletine karşı bir yükümlülüğü vardır. Ben de bu yükümlülüğümü yerine getiriyorum Süleyman Karadağ olarak. Hangi okulu bitirdiniz? Ben işletme okudum ve 1 yıl da sinema üzerine master yaptım. Sonra birçok yönetmenle birlikte çalıştım. Kamera arkasında da çalıştım. Sonra kendi yazdığım doğu gerçeği üzerine film çektim. O zaman televizyonlar yayınlamıyordu. Şimdi TRT Şeş açıldı. Memleketiniz neresi? Ben Karslıyım. Oynadığınız rolden dolayı dışarda tepki görüyor musunuz? Şivan eliyle tepelerden onları izleyen halkı gösterek: İşte bizi nasıl sevdiklerinizi görüyorsunuz. Türk halkına nasıl bir mesaj verirsiniz. “Hep Türkiye, Tek Türkiye diyorum. Başka türlü mesaj nasıl verilebilir ki. Vermek istediğimiz mesajı zaten ekranlarda yansıtıyoruz” STV’deki “Büyük Buluşma” ve “Hakkını Helal Et” dizilerini çeken, ama onun öncesinde eski TRT’cilerden ve STV’nin kendi dizisi olan “Tek Türkiye”’nin de yönetmeni de olan, Naci Berksoy’dan bahsetmeden geçmek olmaz. Naci Berksoy, dizinin çok tutulmasının nedenlerini; iyi senaryonun gelmesine, dizinin potansiyelinin iyi olmasına, Konya’da ki mekanların çok uygun olmasına ve gerek dizideki oyuncuların gerek ise, set ekibinde görevli tüm personelin işlerini ciddiye alıp, çok çalışmalarına bağlıyor. Berksoy, tek sıkıntılarının her dizinin çekiminin beş gün sürdüğünü senaryo da ellerine biraz geç ulaştığı zorlandıklarını ve yayın yedeği yapamadıklarını söylüyor. Naci Berksoy’a; “Konya’da çekim yapmak sizin fikri sizin miydi” diye sorduğumuz da; “Hayır, ben geçen sene yoktum, bu ikinci senem. STV genel müdür yardımcısı Rıdvan bey, Konya Sille’yi görmüş, hatta bu Sille’de bir dizi çekilir demiştik. Bu dizi için değil. Sonradan bu da altyapı oldu, Böyle bir dizi olunca buradaki mekanlarda doğuya çok benzediği için her şey uygun düştü.” Efendim, az evvel kameraman arkadaşımız söylüyordu “bizim yönetmenimiz kadar hızlı yönetmen yoktur” diye… “Hızlı çekmek biraz tecrübeyle ilgili, pratiklikle ilgili. Diğerleri de 5 günde çekiyorlar ama 5 gün, 5 gece oluyor, sabahlara kadar çalışıyorlar.” Oyuncuları ilk yönetmen mi seçti… “Hayır, ilk yönetmende değil. Bizim STV ‘nin bir özelliği var. Kanal kendi seçer. Projeyi yaparken onlar çok iyi araştırma yapıyorlar. Bize de bazen soruyorlar ama genelde kendileri yapıyorlar.” Ufuk ekibi olarak, Yönetmen Naci Berksoy’a ve dizinin tüm oyuncularına başarılar dilerek Konya’dan ayrılıyoruz.