http://www.kapadokyayazilim.com

KONUK KALEM: HÜSEYİN SÜMER

Nalıncı keseri gibi hep kendilerine yontuyorlar

 

“Bankalar, avantaj üstüne avantaj koparmaya devam ediyor. Artık döviz geliri olmayan firmaların da belli limitler çerçevesinde Türkiye’deki bankalardan kredi kullanmasına imkan sağlanıyor. Yapılan bu düzenleme ile döviz tasarruflarımızın yurtiçindeki bankalarda kalmasını sağlayacağız. 

 

Kredi kartı ile sınırsız harcama yapan ve borcunu ödemeyen aile reisi, bankanın ‘borcunu öde’ talimatlarını dikkate almayınca kendisine son bir uyarı yapılır: ‘Borcunu ödemezsen, her gün sevdiğin bir varlığı kaybedersin.’ Bu uyarıyı da dikkate almayan kişinin önce köpeği, sonra evin küçük çocuğu, daha sonra da her şeyi kaybolur.Çözüm, tek başına kalan aile reisinin kredi kartını makasla ikiye bölmesinde bulunur. Ama her şeyi kaybolmuştur, artık. Parası olmayanların yaptığı harcamalar ödenemez hale gelince, konu beyazperdeye bu şekilde yansımıştı. Türkiye’de kartlar makasla ikiye bölünmek şöyle dursun 70 milyon nüfuslu ülkede sayı 43 milyonu aştı. Bebekleri ve çocukları çıkartın, herkesin cebine ortalama iki kart düşüyor artık. Hayatımızın bir parçası haline gelen kartlar, ne hazindir ki faydalarından çok zararları ile öne çıkıyor. Geçm iş yıllarda uygulanan aşırı faizler sebebiyle insanlar borçlarından dolayı intiharlara varan serüvenler yaşadı. İşin aslı, enflasyonist bir ortamda devlete yüksek faizli borç vererek büyük paralar kazanmaya alışan bankaların cazip olanakların ortadan kalkmasıyla birlikte arayış içine girmesinde yatıyor. Bugüne kadar onlar, müşteri zaaflarından gayet güzel faydalandı. Bir dönem uyguladıkları yüksek faizler sebebiyle tefecilerin insafına kalanlar bile oldu. Bu olumsuzluklara rağmen hükümetler, kart edinme noktasında ağır şartlar öne süremedi. Neticede mağdur bir kitle doğdu. ABD’de kredi kartı sahibi olmak bir prestijdir. Yani bir kimseye verilen kart, o kişinin yapacağı harcamaları ödeyebilecek kredisi olduğunu gösterir. Aynı zamanda düzgün vatandaş olmanın gereğidir. Ödemesini sağlıklı biçimde yaptıkça kredisi artar, kart limiti banka tarafından kademeli olarak yükseltilir . A B D ’ de iş yapan dostlarımdan biliyorum. Ticaret yapan bu kişiler, kredi kartı limitleriyle hava atıyordu. Nedeni de itibar meselesiymiş, bu. Ee ama yapmayın yani, Türkiye’de sokakta birileri her önüne gelene bu karttan verirse işin sonu nereye varır. Örneğin bir öğretmenin maaşı, kabaca iki bin TL diyelim; bu kişiye biz niçin 3 bin TL’lik alışveriş limiti veriyoruz ki? Kart limiti kadar borçlanan bu öğretmenin borcunu kapatması mümkün değil. Hatırlarsanız son günlerde bankacılık lobisi tekrar harekete geçti. Hükümet, ekonomik krizin etkisini azaltmak için art arda önlem paketleri açıklarken sürpriz bir kararla kredi kartı aidatının mecburi hale gelmesi noktasında önce bir adım attı; neyse çok geçmeden tüketici derneklerinin tepkisi ile bu uygulamadan vazgeçildi.Halbuki Sanayi Bakanlığı, kart ücretinin üç yılda bir kez alınması konusunda yasa çalışması yapıyordu. Tüketici dernekleri de bunu destekliyordu. Peki bugüne kadar bankalar hükümetin hangi isteklerini yerine getirdi de onlar kendi dayatmalarını gerçekleştirmek istiyor? Merkez Bankası’nın piyasaları canlandırmak için faizi tek haneye indirmesine rağmen bankalar yüksek faizden vazgeçmiyor. Finans kuruluşlarının çoğu yüzde 11–12 ile topladıkları mevduatı yüzde 25–30 faizle reel sektöre kullandırıyor. Oysa Merkez Bankası, enflasyondaki düşüşe paralel olarak faizdeki indirimini sürdürüyor. En son kısa vadeli faiz oranlarını 0,50 puan düşmesi ile gecelik faiz 8.75’e geriledi. Merkez Bankası’nın indirim kararına rağmen bankalar reel sektörün beklentileri doğrultusunda faiz indirimine gitmiyor. Bankalar, Merkez’in faizleri düşürdüğü bir ortamda onlar bireysel kredi faizlerini indirdi mi? Ya da reel sektöre verecekleri kredilerde cömert mi davrandılar? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisine rağmen hangi adımı attılar? Bütün bu olumsuzluklara rağmen hükümetten isteklerini bir bir almayı çok iyi bildiler. Şimdi takibe düşen kredi kartı borçları için ödeme planı oluşturuluyor. Ne güzel. Peki bankalar 3,1 milyar liralık alacağını tahsil edemeyeceklerini bilmiyor muydu? Reel sektöre kredi dağıtırken kılı kırk yaran bankaların hangi kart müşterisinin ödeme yapamayacağını bilmemesi düşünülemez herhalde. Bankalar, avantaj üstüne avantaj koparmaya devam ediyor. Artık döviz geliri olmayan firmaların da belli limitler çerçevesinde Türkiye’deki bankalardan kredi kullanmasına imkan sağlanıyor. Yapılan bu düzenleme ile döviz tasarruflarımızın yurtiçindeki bankalarda kalmasını sağlayacağız. Hep birlikte sevindik. Ancak iş tüketiciye gelince nalıncı keseri gibi hep kendilerine yontuyorlar. Onun için, atılan son adımları yine bankacılık lobisinin zaferi olarak yorumluyorum.