http://www.kapadokyayazilim.com

RÖPORTAJ: ABDULKADİR KONUKOĞLU

“İşin hilesi dürüstlüktür” ilkesi üzerinde yükselen bir sanayi devi

SANKO ve Abdulkadir Konukoğlu 

röportaj Ali Özcan fotoğraf Turgut Engin 

SANKO Holding’in temeli beş kuşak önce, 1904 yılında büyük dede Sani Konukoğlu’nun bir dokuma tezgahı ile atıldı. 1926’da dede Zekeriye Konukoğlu’nun geliştirdiği işi, 1943 yılında baba Sani Konukoğlu devraldı ve mütevazı aile işletmesini vizyonu ve çalışmalarıyla büyük işletmeler haline getirdi. Sani Konukoğlu’nun izinde yürüyen sonraki kuşaklar, yeni yatırımlarla grubu daha da güçlendirdi ve yaklaşık 15 bin kişinin istihdam edildiği, güçlü şirketler topluluğu haline getirdi. Sani Konukoğlu’nun “İşin hilesi dürüstlüktür” ilkesini benimseyen SANKO, kurucusunun ileri görüşü ve koyduğu hedeflerle dünya çapında ürün ve servisler sunan bir şirketler topluluğu haline geldi.

Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep. Bu sözün sahibi SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu tam bir Gaziantep sevdalısı. “Herkes, doyduğu yer kadar, doğduğu yere de yatırım yapmalı ve içerisinden çıktığı halkına iş, ekmek sunmalı. Bu yapıldığı taktirde ülkemizde bölgelerarası gelişmişlik farkı ortadan kalkar’’ diyen Abdülkadir Konukoğlu Gaziantep’te Gelir ve Kurumlar Vergisi rekortmenliğine yıllardır adeta abone. “Yılın En İyi İş Adamı”, “Yılın En İyi İşletmecisi”, “Yılın Girişimcisi’’, “Yılın Altın Adamı”, “Yılın En Başarılı İşadamı”, “Stratejik Vizyon Sahibi İşadamı’’ ve “Yılın Sanayicisi’’ ödüllerinden ziyade onu en mutlu eden şey sosyal sorumluluk duygusu ile yaptığı yardımlar. 

Sanko Park devasa bir yatırım. Gaziantep’teki bir çok yatırımın altında sizin imzanız var. Gaziantep’e bakış açınız nasıl, yatırımlarınız devam edecek mi?

Yatırım yaparken ‘’Dünyada Türkiye, Türkiye’de Gaziantep’’ ilkesi ile hareket ederiz. Yatırım planladığımızda, öncelikle Gaziantep’e yapılabilirliğini irdeleriz. Eğer o yatırım Gaziantep’e yapılamıyorsa, bu kez Gaziantep çevresindeki illeri dikkate alırız. Daha sonra en uygun yatırım alanını seçeriz. Gaziantep, doğduğumuz kent, sevdamız, dünümüz, yarınımız. Ekonominin gereklerini tavizsiz önceliğimiz olarak görsek, şirketlerimizin merkezini resmen ve fiilen İstanbul’a taşımalıyız. Ancak, Gaziantepliyiz, Gaziantep’te yaşamaktan da çok mutluyuz. Şunu da ifade etmek istiyorum. Sanayiciler ve işadamları doydukları yer kadar doğdukları yerlere de yatırım yapsalar, hizmet sunsalar, inanıyorum ki, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı en aza iner. İnsanlar iş ve aş için köklerinin bulunduğu yörelerden ayrılmak durumunda kalmaz.

Yeni hedefleriniz arasında enerji sektörü var. Bu sektördeki yatırımlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz. Nükleer santrallere bakışınız nasıl?

SANKO Holding olarak dünyadaki gelişmeleri ve ülkemizin ihtiyaçlarını dikkate alarak ve uzun araştırmalar sonucu yatırımlarımızı planlıyoruz. 1990’lı yılların başına kadar yalnız tekstil sektöründe üretim yapan SANKO, bugün aralarında enerjinin de bulunduğu 12 sektörde mal ve hizmet üretiyor. Enerji sektöründeki yatırımlarımızdan 60 Mega Watt (MW) kurulu güce sahip olan Çatalca Rüzgar Enerjisi Santralimizin açılışı, Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı 9 Mayıs 2009’da yapıldı. Rüzgar enerjisi alanında şu anda Türkiye’nin işletmede olan en büyük kapasitesine sahibiz. Adana’da, İmamoğlu ve Aladağ ilçeleri arasında, kurulu gücü 320 MW olan Yedigöze Sani Bey Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin (HES) inşaatı devam ediyor. Tamamlandığında İmamoğlu Ovası’nda 75.000 hektar alanın sulanmasını da sağlayacak. Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan en büyük HES projelerinden birisini gerçekleştirecek olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ayrıca, Karadeniz Bölgesi’nde iki HES projesini daha gerçekleştiriyoruz. HES’leri 2011 yılına kadar üretime geçirmeyi amaçlıyoruz. Fosil yakıtların çevreye olumsuz etkileri belli. Yenilenebilir enerji yatırımlarına önem veriyoruz.

AB konusunda düşünceleriniz nedir ve bu süreçte yapılan değişiklikleri nasıl karşılıyorsunuz?

AB konusuna olumlu düşüncelere sahibim. Hükümetin AB sürecine yönelik çabalarını da takdirle izliyorum. Şunu özellikle belirtmek istiyorum. AB içerisine yer almak elbette önemli ama en az o kadar, belki de ondan daha çok önemlisi, ülkemizde AB kriterlerinin uygulanmasıdır. AB normlarına uygun bir konuma gelirsek, AB içerisine olup olmamak o kadar da önemli değil.

IMF ile yapılan görüşmelerden Gaziantep Sanayi Odası (GSO) olarak beklentileriniz nelerdir?

IMF bir nevi sigortadır. IMF ile anlaşmak her zaman için önemlidir, yararımızadır. Ancak anlaşma koşulları ve faizlerin normal, kabul edilebilir şartlarda olması gerekir.

Türkiye artık krizleri daha kolay atlatır oldu. Sizin kriz konusunda “Budanarak büyümek” diye bir formülünüz var. Bunu biraz açıklar mısınız? Krizde çoğu işverenin hemen işten çıkarmalara başlamasını etik buluyor musunuz?

Dünya çok şiddetli bir ekonomik kriz süreci yaşıyor. Global bir dünyada yaşıyoruz ve yüzümüz dışa dönük. Kapalı bir ekonomi ile yönetilsek ve yalnız kendimize yetecek kadar üreten bir ülke olsak, dünyadaki gelişmelerden etkilenmeyiz veya çok az etkileniriz. Gaziantep’ten bile 150’nin üzerinde ülkeye ihracat yapılıyor. Türkiye bu olumsuz süreci hiç yaşamasa dahi, ihracat dolayısıyla işbirliği yaptığı ülkelerdeki ekonomik kriz, ister istemez olumsuz yönde etkileyecektir. Türkiye ekonomisi de nüfusu gibi genç. Bundan dolayı bu ortamdan, batılı gelişmiş ülkelerden çok önce çıkacaktır. Ekonomimiz ve nüfusumuz dinamik. Ayrıca, Türkiye azami 10 yılda bir olumsuz ekonomik süreç yaşadığı için, neredeyse 60-70 yılda bir ekonomik kriz yaşayan batılı gelişmiş ülkelere göre bürokraside ve iş dünyasında daha tecrübeli kadroya sahip. Ekonomi bürokrasisi ve iş dünyası, kriz yönetiminde tecrübeli. Ekonomik kriz baş gösterdiğinde, “bu süreçten en az etkilenecek ülke Türkiye, inanıyorum ki, ekonomideki olumsuz tablodan en hızlı çıkacak ülkelerden biri de Türkiye olacak’’ dedim. Bugün de aynı görüşümü savunuyorum ve gelişmeler beni ve bu düşünceyi paylaşanları haklı çıkarıyor. Her olumsuzluk bir derstir. 2001 krizi bize çok şey öğretti. Bundan dolayı “Türkiye budanarak büyüyecek’’ dedim. Budama bir anlamda gençleştirmedir. Gelelim sorunuzun diğer bölümüne. Hiçbir işveren çalışanını çıkarmak istemez. İşveren için çalışanını işten çıkarma kararı almak, söylendiği, göründüğü ya da algılandığı kadar kolay değildir. Ancak işverenler ekonomik koşulları dikkate almazlarsa, çalışan sayısını azaltmamayım derken, işyerinin kapısına kilit vurmak durumunda kalabilir. Bir işveren için en zor karar, işçisini işten çıkarma kararıdır. Hiçbir işveren işçisini çıkarmak istemez. İşçi çıkarmak son çaredir.

Bu sene ve evvelki sene bir çok iş adamı kurbanlarını doğu ve güneydoğuda kestiler. Çeşit yardım paketlerinden oluşan yardımları ev ev dağıttılar. Veren el olmanın toplumdaki bir çok düşmanlıkların önünü keseceğine inanıyor musunuz?

Veren el olmanın önemini ve toplumsal barışa katkısını, sanırım ülkemizde en iyi bilenlerden birisiyim. SANKO olarak kurumsal sosyal sorumluluk anlayışını hakim kılmayı, içerisinde bulunduğumuz topluma karşı görevimiz kabul ediyoruz. Bu kapsamda, Valilik Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı işbirliği ve mahalle muhtarlarının katkısı ile 19 bin aileye yılda iki defa gıda yardımı yapıyoruz. Milli Eğitim ile işbirliği içerisinde yılda 10 bin öğrenciye bir yıl ihtiyacını karşılayacak kırtasiye malzemesi ve okul çantası, 10 bin öğrenciye de tepeden tırnağa diyebileceğimiz kıyafet yardımı yapıyoruz. Üniversite eğitimi alan 1500’ün üzerinde öğrenciye asgari ücretin yarısı tutarında karşılıksız burs veriyoruz. Şimdiye kadar 16 okul yaptırıp Türk Milli Eğitimi’ne devrettik, 17. okulun inşaatı bitmek üzere. Yaraların sarılmasına katkı sağlamak amacıyla Marmara Depreminde 2 milyon 250 bin, Bingöl Depreminde bir milyon, Güneydoğu Asya’daki Tsunamide bir milyon, Pakistan Depreminde bir milyon ve terörle mücadele kahramanlarına destek amacıyla Mehmetçik Vakfı’na bir milyon 250 bin dolar nakdi yardım yaptık. Ülkemizde ve dışarıda, devletimizin bu yöndeki çabalarına katkı sağladık. Yanlış anlaşılma olmasın. Bunları övünmek amacıyla değil, imkânı olanları şevklendirmek için ifade ediyorum. Herkesin gücü oranında toplumla paylaşması, toplumsal dayanışmaya katkı sağlayacaktır.