http://www.kapadokyayazilim.com

HABER ARAŞTIRMA BİOKÜTLE

Ormandan gelen enerji biokütle

 

Orman Genel Müdürlüğü, enerji konusunda önemli adımlar atıyor. Her yıl 1,5 milyon ton petrole eş değer atık ormanlarda kalıyor. Ormanlardaki biokütleden elde edilecek enerjiyle ülkemizin enerji ihtiyacının yüzde 2’lik bölümü karşılanacak. 

haber araştırma Savaş Altınışık - Ramazan Doğan 

Petrol, kömür, doğal gaz ve uranyum dünyamızda mevcut tükenebilir, diğer bir deyimle yenilenemeyen enerji kaynağı rezervlerinin % 94’ünü oluşturuyor. Günümüzdeki kullanım temposu ile mevcut kömür rezervleri yaklaşık 160 yıl, daha az miktarda olan petrol 40 yıl ve doğal gaz rezervleri ise 67 yıl sonra tükenmiş olacak. Ülkeler dünyadaki yakacak maddelerinin hızla azalan kapasiteleri ve artan fiyatları karşısında, özellikle 1970’lı yıllarda ortaya çıkan enerji krizlerinden sonra, yakacak madde açısından dışa bağımlılıklarını azaltabilmek için yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanma zorunluluğunu acil bir şekilde farkettiler. Fosil yakıtların yanma ürünlerinin çevresel etkileri ve küresel ısınmaya neden olması, her geçen gün devam eden fiyat artışlarının önlenememesi, enerji kaynaklarının baskı unsuru olarak kullanılıyor olması, enerji bağımlılığının dışa bağımlılık anlamına gelmesi gibi nedenler göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtlara alternatif bir enerji kaynağı olan biyoenerji, bir kat daha önem kazanmakta. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve öz kaynaklardan teminine gidilmesi zorunlu hale geldi. Öz kaynaklarımızdan elde edebileceğimiz enerjinin genele oranlandığında düşük miktarlarda olmasına bakılmaksızın, sürekli alternatifler üretilmesi yoluna gidilmesi gerekiyor.

Biokütle olduğu yerden kaldırılmazsa ormanlara zararlı oluyor.

Memleketimizde 21,2 milyon hektar orman alanı mevcutt. Bu oran ülkemiz topraklarının % 27 sine tekabül etmekte. Ormanlarımızda yılda yaklaşık olarak 15 milyon m3 dikili kabuk gövde hacmi miktarınca üretim yapılıyor. Üretimi yapılan ağaçların tomruk ve odunları alındıktan sonra geriye kalan 5cm çapın altındaki materyaller değerlendirilememekte ve ormana terk edilmekte. Ormana terk edilmek zorunda bırakılan bu materyaller hem birçok zarara neden oluyor hem de değerlendirilemeyen bir enerji kaynağı olarak israf ediliyor. Bu atıklar ormanlarda ki ağaç tohumlarının toprağa ulaşmasını engellediğinden ormanın devamlılığına negatif tesir ediyor. Ağaçlara zararlı böceklerin besin kaynağını oluşturduklarından hızla çoğalmalarını sağlamakta ve bu da orman için ciddi tehlikeler oluşturmakta. Ayrıca bu atıl materyaller, yangına sebep olmalarından dolayı da ormanlarımıza ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bunca olumsuzlukla birlikte, bu atık materyallerin toplanması ve kullanılmasıyla da ciddi oranlarda ısı ve elektrik enerjisi üretiliyor.

Milat, 70’li yıllardaki enerji krizi oldu

1970’li yıllarda ortaya çıkan enerji krizlerinden sonra ülkeler enerji gereksinimlerinin önemli bir bölümünü yerli yenilenebilir temiz enerji kaynaklarından karşılamak için çaba göstermekteler. Prof.Gustav Siren’in İsveç’te başlattığı Enerji Ormancılığı projesi ile günümüzde bir çok ülke enerji gereksinimlerinin % 23’e kadar olan kısmını karşılamakta. Uluslar arası Enerji Birliği’ne (IEA) üye ülkeler 2050’li yıllarda enerji gereksinimlerinin % 25-50 ‘sini enerji ormancılığı ve tarımı ile karşılamayı planladılar. Bunun için ABD 100 milyon hektar, Kanada 40 milyon hektar ve AB 20 milyon hektar alan ayırdılar. Ülkemizde de devlet orman alanlarında ve özel şahıs arazilerinde, özellikle köyden şehre göç ya da yeteri tarımsal kazanç sağlanamadığı için boş bırakılan yüz binlerce hektar büyüklüğündeki tarım arazilerinde, hızlı büyüyen kavak, söğüt, kızılağaç, okaliptus, akasya, meşe gibi ağaç türleri ile modern enerji ormanları kurulursa hektarda yılda 60 tona kadar odun üretilebilecek. Böylece ülkemizde kısa zamanda yüz binlerce hektar alanda ormanlar kurulacak, üretilen odunlar ülke genelinde kurulacak yüzlerce ısı ve güç santrallerinde yakılarak elektrik ve ısı üretilebilecek, ailelerin ve ülkenin ekonomisine katkı sağlanabilecek, on binlerce kişi istihdam edilebilecek, toprak erozyonu azaltılabilecek ve ormanların diğer bir çok fonksiyonundan yararlanılabilecek.

Özel sektör için cazip alan biokütle

Ülkemizde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı teşvik yasası çalışmalarıyla bu konuya oldukça önem veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü yoğun olarak rapor, proje ve fiili çalışmalar yaparak bu konunun milli bir politikasının oluşması için öncülük yapmakta. Sadece devlet kurumlarıyla değil, aynı zamanda özel sektörle de bir araya gelerek, biyoenerji konusunun yaygınlaşmasını sağlamak amacında. Görüşlerine başvurduğumuz Orman Genel Müdürü Osman Kahveci özel sektöre bu sektörde her türlü yardımı yapmaya hazır olduklarını belirterek: “25-26 Şubat tarihlerinde ilk oturumunu Ankara da Orman Genel Müdürlüğümüzde, ikinci oturumunu Bolu-Aladağ da gerçekleştirdiğimiz çalıştayda, biyoenerji ve teknoloji üretimi sahalarında çalışan, ülkemizin büyük şirketleri ile bir araya gelerek, mevcut çalışmaları, geleceğe dönük planları ve Orman Genel Müdürlüğü olarak çevre dostu bir yakıt olan biyoenerji üretimi için ne tür desteğimiz olabilir ve ormanlarımızda değerlendiremediğimiz materyali nasıl bu sektörlere kanalize ederek hem özel sektöre destek hem de enerji konusunda ülkemize ne yapabiliriz içerikli düşüncelerimizi paylaştık. Kyoto protokolü çerçevesinde karşımıza çıkacak yükümlülükleri yerine getirebilmek için, CO2 salımına karşılık, Karbon ( C ) depolayan, sürekliliği olan enerji kaynaklarının kullanımına hız vermemiz gerekmektedir. Biyokütle enerjisi sürekliliği olan, karbon salınımı yaparken aynı zamanda enerji kaynağı olan bitkiler tarafından karbon tutarak salınımı nötrleyen bir kaynak olduğundan, teşvik edilmesi zorunlu olmaktadır. Bu bağlamda, ülkemizin sanayisinin ve devlet kurumlarının bu konuya hakim olması gerektiğinden, böyle bir çalışmayı orman Genel Müdürlüğü olarak faydalı gördük.” dedi. Biyokütle enerjisi üzerine çalışmak için hazırlığını tamamlamış bir çok özel sektör mevcut. Fakat bu özel sektörler, öncelikle sürdürülebilir biyokütle temini konusunda bazı tereddütlere sahipler. Pazar konusunda ise her hangi bir tereddütleri bulunmamakta. Gerek ülkemizde, gerekse dış ülkelerde, üretilecek herhangi bir biyoenerji kaynağının alıcısı her zaman bulunmaktadır. Bu sektörün ilerlemesi ve hak ettiği yatırımın gerçekleşmesi için hammaddenin teminini sürekli hale getirilmesi gerekiyor. Hammadde teminine katkıda bulunmak için Orman Genel Müdürlüğü ciddi çalışmalar yapıyor. Özel sektörü özendirici çalışmaların yanında Orman Genel Müdürlüğü, taşra teşkilatlarında ithal fosil yakıtların kullanıldığı ısıtma sistemlerinin, biyokütle kullanılacak şekilde değiştirilmesi ve üretim artıklarının kullanılmasını, yoğun bir şekilde teşvik etmekte ve birçok pilot noktada uygulamaya geçti. Aladağ Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait arazide yapılan orman atıklarından yonga üretimi çalışmalarının hızlı bir şekilde devam ettiğini belirten Orman Genel Müdürü Osman Kahveci; ormanlardaki biokütleden elde edecekleri enerjiyle ülkemizin enerji ihtiyacının yüzde 2’lik bölümünün karşılanacağını söyledi. Bir yıldır biokütleyi enerjide kullanmak için çalışma yürüttüklerini söyleyen Kahveci; yenilenebilir enerjiye doğru hızlı bir yöneliş olduğunu belirterek: “Yenilenebilir enerjide en temel unsurların başında güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve biokütle geliyor. Ülkemiz biokütleyi enerji sektöründe kullanımda henüz çok ciddi gelişme kaydedemedi. Gelişmiş AB ülkelerinde biokütleden enerji üretimi son hızlı gelişiyor. Önümüzdeki 2020 yılına kadar AB ülkeleri enerjilerinin yüzde 20’sini yenilenebilir enerji kaynaklarından, özellikle de biokütleden karşılanması için büyük projeler yürütüyor. Bizim ülkemizde de çok ciddi biokütle kaynağı olduğunu biliyoruz. Bunların başında orman atıklarının enerjide kullanılması geliyor” dedi. Kahveci, her yıl ormanlarla ilgili faaliyetleri yürütürken binlerce hatta milyonlarca ton biyokütlenin uzaklaştırıldığını ifade ederek geçmişte ormanlardaki atıkların büyük bir kısmının orman köylüleri tarafından kullanıldığına dikkat çekti. Kahveci, “orman köylerinde yoğun bir nüfus vardı. Bu nüfus ihtiyaçlarını odundan karşılıyordu. Nüfus azalma ve bina sisteminde gazın kullanılmasıyla birlikte artık köylülerin odun atıklarını kullanmasında azalma oldu.” dedi.

Her yıl 1,5 milyon ton petrole eş değer atık ormanlarda kalıyor!

Kahveci; yeni enerji kaynakları arayışı kapsamında dikkatlerinin orman atıklarına yöneldiğini belirterek, her yıl yaklaşık 5-7 milyon ton (1,5 milyon ton petrole eş değer) atığın ormanlarda kaldığına dikkat çekti. Biokütleyle ilgili son bir yıldır ekip çalışması başlattıklarını, yerli sektörün de desteğini aldıklarını anlatan Kahveci: “Yabancı firmalardan da bize talepler geldi. Biz istedik ki kendi yerli sektörümüz kullansın. Biz dışarıdan enerji alan ülkeyiz. Bunlara çok ciddi kaynak aktarıyoruz. Bizim tespitimiz bizim biokütleden elde edeceğimiz enerjiyle ülkemizin enerji ihtiyacının yüzde 2’lik bölümü karşılanacak. Sadece orman atıkları değil, tarım alanlarında çok ciddi bir potansiyel var. 10 ila 15 milyon hektarlık alanda tarım yapılıyor. Bunların bir kısmı belki hayvansal yem olarak kullanıyor önemli bir kısmı kullanmıyor. Anızları yakıyor vatandaş bunun ayağına dolanmamasını istiyor. Böyle sektörler gelişirse vatandaşımız başağını alır alt tarafını bu enerji sektörüne vermek suretiyle para kazanır. Biz bu sürecin ormandan başlamasında düğmeye bastık.” şeklinde konuştu.

Biokütle kapasitemizin onda birini ancak kullanabiliyoruz.

Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Profesörlerinden Prof. Dr. Nedim Saraçoğlu Biokütle konusunda ülkemizin önde gelen bilim adamlarından. Türkiye’nin bâkir kalan bu alanında elde edilecek enerji için çok umutlu. Profesör Saraçoğlu “Türkiye’nin yıllık 117 milyon ton biyokütle atık potansiyeli yaklaşık 32 milyon ton petrol eşdeğeridir (MTEP). Kullanılabilir biyoenerji potansiyeli ise yaklaşık 16.92 MTEP, Türkiye’de son yıllarda biyokütlenin enerji üretiminde kullanılması konusunda birçok çalışma yapılıyor. Odun, fındık kabuğu, tarımsal atıklar, atık kağıt ve buğday samanı, çay atıkları, zeytin çekirdeği ve posası enerji üretiminde kullanılmakta. Biyokütle enerji kaynakları içerisinde yakacak odun en ilginç olanı olarak dikkat çekmektedir. Odunun Türkiye’nin toplam enerji üretimindeki payı % 21 oranı olarak yüksektir ve onun çevirim teknikleri ile yararlı enerjiye dönüştürülmesi göz ardı edilmemelidir. Yakacak odun Türkiye’nin beşinci en büyük enerji kaynağı ve kırsal kesimdeki 6.5 milyon evin ise birincil ısı kaynağıdır.”

Modern enerji ormancılığı

Prof.Dr. Nedim Saraçoğlu modern enerji ormancılığının Türkiye’nin geleceği açısından büyük önemine vurgu yaparak: “Modern enerji ormancılığı ile hızlı büyüyen yapraklı ağaç türlerinden oluşturulan baltalıklardan yılda hektarda ortalama 20 ton odun üretilebilirken ülkemizdeki bozuk baltalıklarda bu miktar sadece 150 kg.’dır. Bu durum dikkate alındığında 4 milyon hektar büyüklüğündeki ülke orman alanının % 20’sini içeren, bozuk baltalık orman alanlarını ülke ekonomisine katkısı bulunmamakta ve arazi üretim dışı tutulmaktadır. Diğer bir deyimle, modern enerji ormancılığı ile odun üreten ülkeler, hektarda ülkemizdeki bozuk baltalık ormanların üretimin yaklaşık 130 katı kadar üretim sağlamaktadır. Yakacak odun üretimi açığı olan Türkiye’de bozuk baltalık orman alanları, boş bırakılan ya da tarım ürünü verimi az olan tarım arazilerinde, sulak alanlarda hızlı büyüyen ağaç türleri ile modern enerji ormancılığı uygulamalarına bir devlet politikası olarak başlamak ve bu amaçla IEA’ya üye olunarak modern enerji ormancılığının ülke genelinde geliştirilmesi için ortak projelere başlanılması gerekmekte. Böylece yaklaşık 4 -5 milyon hektar alanda milyonlarca ton ek odun üretilebilecek ve kurulacak biyokütle santrallerinde yakılarak elektrik ve ısı enerjisine dönüştürülebilecek. Üretilen enerji karşılığı petrol, doğal gaz ve kömür ithalatı azalacak”